Bir memleket düşünün

  • Zeynep ZÂHİDE
  • Zeynep ZÂHİDE
    05 Haz 2017 17:05
    Bir memleket düşünün; bu memleketin yüzünü ağartan hizmetler eden, dünyanın dört bit tarafında o memleketin şanını yücelten. O memleketin bayrağını şerefle dalgalandıran. O memleket hakkında dünya kamuoyunda müsbet düşüncelere vesile olan. 

    Bir memleket düşünün; dünyanın dört bir tarafında barış adacıkları oluşturup iki düşman kabilenin; dışarda babaları savaşırken çocukları aynı sınıfta hatta aynı sırada oturtup muhabbetle kucaklaşmalarına vesile olan evlatları olsun. 

    Bir memleket düşünün; dinlisi-dinsizi, laiki- ehli tariki, kemalisti-mütedeyyini, alevisi-sünnisi herkes gönül rahatlığıyla çocuklarını O memleketin muhabbet fedaileri diye nam salmış insanlarına teslim etmiş olsun. 

    Bir memleket düşünün; bu muhabbet fedailerinden bekar erkeklerini görenler içinden ve aleni “Keşke böyle bir damadım olsa” veya “Ah! Benim evladlarım da bunlar gibi olsa” İffet abidesi genç bayanlarını gördüklerinde ise “Ah! ne olurdu benim kızım da bunlar gibi olsaydı” diye iç geçirilen memleket aşığı fertleri olsun. 

    Bir memleket düşünün; bu muhabbet fedaileri memleketin selameti için kendilerinden bir şey talep ettiği zaman gözünü kırpmadan veren ve kendilerini “Bunlara nasıl güvenip bu kadar meblağı veriyorsunuz” diyenlere; “Elimde olsa daha fazlasını verirdim. Bunlar dünyanın en güvenilir insanları. Hatta müessese müdürü gelse o kurumda çalışan, hiç görmediğim bir delikanlı için kızımı istese, adını bile sormadan verirdim” diyecek kadar güven ve itimat sahibi fertleri olsun. 

    Bir memleket düşünün; boğaz içinde bir yalıda neşet etmiş evin tek erkek evladı yakışıklı bir delikanlısı olsun. Bu delikanlı ülkesinin en itibarlı üniversitesinden mezun olduktan sonra, alacağı maaşı bile sormadan, adeta karın tokluğuna hizmet etmek üzere gidilecek memleketlere kurayla tayin edilirken adını ilk defa kurada çıktığında duyduğu ülkeye milletinin değerlerini ve Efendisi Hz. Muhammed Mustafa SAV’nın “Bir gün gelecek üzerine güneşin doğup battığı her yerde benim nam-ı celilim anılacak” hadis-i şerifini kendisine emir tellakki edip eksi 40 -50 derece soğukların olduğu altı ay gece altı ay gündüzlerin yaşandığı memleketlere arkasına bakmadan giden yiğitleri olsun.

    Bir memleket düşünün; yurt dışında açılan, memleketlerini temsil eden okullarına girebilmek için deneme sınavlarının stadyumlarda yapılmış olsun. Daha evvel uzun zaman savaştıkları bir ordu çekilirken topraklarında bıraktıkları binlerce mayından dolayı çoğu insanın sakat yaşadığı o memleketin gurur kaynağı okul öğrencileri ve aileleri okul yönetimiyle birlikte pikniğe gittiklerinde, uyarılara rağmen iki öğrencinin; mayınlı bölgeye topları kaçınca dalgınlıkla girip mayının patlaması sonucu yaralanıp mayınlı bölgede mahsur kalınca, o bölgenin emniyetinden sorumlu olan babaları ve anneleri mayınlı bölge girmeye korkarak sadece uzaktan çırpınırken, okulun bir idarecisi ve öğretmeni canını tehlikeye atarak mayınlı bölgeye koşup yaralı iki çocuğu alıp geldiklerinde o anne ve babalar bu yiğitlere “Allah aşkına size bu dini kim öğretti” diye hayranlıklarını belirttikten sonra “Ne olurdu elli yıl evvel geleydiniz o zaman bizi kimse işgal edemezdi ve biz daha medeni bir tolum olurduk” denilen hasbi yiğitleri olsun. 

    Bir memleket düşünün; memlekette açılan gerek okulları gerek yurtları gerekse topluma ulaşan bütün müesseseleriyle o toplumu maddi manevi etkilemiş güzel ahlakı şiar edinen fertler yetiştirdiği için, o memleketin memuru rüşvet almaz, tüccarı doğru tartar, esnafı dürüst, emniyetinden sorumlu insanlar daha kibar ve şefkatli, adaletinden sorumlu insanlar kılı kırk yarar olsun.  

    Bir memleket düşünün; gerek dininin gereği gerek ecdadından miras güzel hasletlerle “Ateş düştüğü yakar” diyenlere “Hayır ateş nere düşerse düşsün beni yakar” deyip dünyanın dört bir tarafına mağdur ve mazlumlara ihtiyacı olan her din ve ırktan insana el uzatıp “Aç aça bildiğince sineni ummanlar gibi olsun. İnanca geril ve insana sevgi duy. Kalmasın alaka duymadığın bir mahsun gönül” diyen yolunun rehberinin tavsiyesini hakkıyla uygulayan fedakârları olsun. 

    Bir memleket düşünün; bu memlekette adına Hizmet Hareketi denilen harekete mensup insanların herhangi bir insanın kul hakkına girdiğine kimse şahit olmasın. Bu insanların değil biriyle kavga etmesi sokakta bir insana yüksek sesle bağırdığına kimse şahit olmasın. Az basiret sahibi herhangi bir insanın bu insanları gördüğünde onları simalarından tanısın. Basiretsizlerin de “Bu adamlar tuhaf ya, dünya kadar zahmet çekip iyilik yapıyorlar sonra da karşılık istemiyorlar” dedikleri, hakikaten her şeyi maddede arayan masivaya muhabbet besleyenlerin anlamayacağı kadar tuhaf insanları olsun. 

    Bir memleket düşünün; bu memleketin insanları yıllarca kira kira dolaşan görgüsüz ev sahiplerince hırpalanınınca, peşin ödedikleri 30-40 bin lirayla (2008 yılında) devlet arazisine, 2 yıl sonra teslim deyip 2 yıl 8 ay sonara teslim ederek ve en adi malzemeler kullanılarak kendilerine ev yapıldığında, sanki bu lütufmuş gibi davranılarak ve ardından 10 yıl en yüksek faizle ödeye ödeye bitiremedikleri evlerde oturanlar, beleş sirke baltan tatlıdır diyerek, yılda bir defa dağıtılan erzak hatrına yallandığı bu kapıya sadakatlerini ifade etmek için yukarıda saydığımız ve sayamadığımız yüzlerce güzel hasletleri olan insanlara bir anda terörist muamelesi yaparak dünya tarihinde görülmemiş zulümlere ortak olsun.

    Bir memleket düşünün; beş vakit namazı camide kılan, sakalı döşünde softalar. Bilmiyorum dinin hangi hükmüne göre karar vererek hizmet hareketine ait insanların mallarının ganimet, eş ve kızlarının helalleri olduğunu söyleyecek kadar ahlaksızlaşıyorlar. Hatta bir abimizin Kâbe’de karşılaştığı bu tip bir zavallının hizmet hareketine mensup insanları kast ederek; “Siz yurtlarda kalan kızlarınızı metres olarak kullanıyormuşsunuz” diye biliyor. 

    Bir memleket düşünün; Hizmet hareketinin yönettiği televizyonlara ailecek yüzleri kızarmadan bakabiliyorlarken, yayınladıkları dergi ve gazeteleri gönül rahatlığıyla evlerine getirebiliyorlarken, bu televizyon, gazete ve dergilerle bu memleket din ahlak ve ve dünya namına da dünya kadar istifade etmişken terör örgütüne destek veren yayınlar nedeniyle kapatılabiliyor. 

    Bir memleket düşünün; onlarca yıldır yaptıkları güzel hizmetlerden dolayı güvenip zekat ve hayır adına bağışlarını bu müesseselere verdiğinden dolayı, ölüm döşeğinde tutuklanmak istenen piri fani deler ve nineleri olsun.

    Bir memleket düşünün; SSK’sı memleketin yüz akı müesseselerden yatırıldığı için, sırf zulmün tesirini daha fazla hissettirmek için, özellikle de doğumhane kapılarından göz altına alınan gencecik bayanların olduğu bir memleket. 

    Bir memleket düşünün; arkadaşlarıyla günlük vird ve duaların paylaşıldığı; darbe tiyatrosundan en az 6 ay evvel piyasadan kaldırılan, bir sosyal paylaşım sitesi olan bylock’u gerekçe gösterip, memleketin bir ücra köşesinde öğretmenlik yapan sıradan insanları darbe teşebbüsünden veya darbeye destek vermekten aylarca tutuklamak ve hala da tutuklu onbinlerce insanın olduğu bir memleket.

    Bir memleket düşünün; bu memlekette idareyi elinde bulunduran zalimin hırsızlıklarına göz yummayıp sadece kanunları uygulayıp bu hırsızlıkları ve haksızlıkları açığa çıkardığı için. Görevinden ihraç edilen ve ihraç edildikten sonra da kimini hapishanelerde işkence ile öldüren kimini hala hapishanelerde tutan ve kimini de dışarıda açlığa mahkum eden bir idarecinin olduğu memleket. 

    Bir memleket düşünün; suçsuz yere eşi hapsedilen bir bayana iş verilmediği gibi; iş istediği bir iktidar yanlısının (iktidar yanlısı olduğunu bilmediği için istemiş) hakaretlerine maruz kalınan bir memleket. 

    Bir memleket düşünün; yine hapsedilen bir öğretmen eşi yakıt parasını ödeyemediği için gazı kesilince üç küçük çocuğuyla eksi 15 derecelerin görüldüğü bir memlekette yaşam mücadelesinin verildiği bir memleket.

    Evet! Düşünmüyorum böyle bir memleketi. Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez fehvasınca, arzın ve semanın nefreti celb edilen zulümlere razı oldukları için onları Kahhar-ı zülcelal’e havale ediyorum. 

    Zeynep ZÂHİDE 
    [email protected]
    05 Haz 2017 17:05