Tutuklu Albay: 'Komutan sorumsuzdur' ilkesini Akar getirdi... İlk ciddi uygulama da 15 Temmuz'dur

Darbe sanığı eski Kurmay Albay Avıalan: Hulusi Akar, Uludere olayı nedeniyle kamuoyunda sorumlu tutulunca, TSK'da yerleşik 'komutan sorumluluğu' ilkesinin kaldırılması talimatını verdi. Komutan sorumsuzdur ilkesinin ilk ciddi uygulaması 15 Temmuz'da yapıldı.
Genelkurmay Çatı Davası sanıklarından Genelkurmay Personel ve Yönetim Daire Başkanlığında Şube Müdürü eski kurmay albay Mustafa Barış Avıalan, TSK’nın ‘Komutan birliğin yaptığı ve yapmadığı her şeyden sorumludur’ kuralının Hulusi Akar tarafından yönerge ve talimatnamelerden çıkartıldığını söyledi.

Avıalan, Akar’ın, 34 sivilin hayatını kaybettiği ‘Uludere katliamı’nda dönemin Genelkurmay 2. Başkanı olarak kamuoyunda sorumlu tutulduğu günlerde bu kuralın değiştirilmesi için çalışma yapılması talimatını verdiğini ve böylece üst düzey komutanların 15 Temmuz dahil TSK’da yaşanalardan sorumlu tutulmamasının yolunun açıldığını anlattı.

Odatv’den Müyesser Yıldız’ın yazısında yer alan yer alan bilgilere göre Genelkurmay Çatı davası sanığı eski Kurmay albay duruima salonunda şunları anlattı:

“Malum, TSK’da komutan sorumluluğu diye ifade edilen bir kavram ve buna dayalı olan örfî bir gerçek vardır. Daha doğrusu 2012 yılına kadar vardı. Çünkü artık kemaline ermiş, eski mahiyetinde değildir, başkalaştırılmıştır. Askerliğini yapmış olanlar daha iyi bilir, TSK’da, ‘Komutan, birliğinin yaptığı ve yapamadığı her şeyden sorumludur’ şeklinde, belki de ta Mete Han zamanından beri kabul görmüş bir kural vardır. Bu kural aslında kutsal bir görev olan komutanlık görevini alan kişiler için, hukuki metinlerde yazıyor olması açısından değil, ama meslek etiği ve mesleğin namusu açısından belirlenmiş ve sanki Anayasa’da yazıyormuş gibi kabul gören TSK’nın örfî bir kuralıdır. Aslında bu yerleşik kuralın yasal dayanağı da öyle zannedildiği gibi bir kanun veya yönetmelik değildir. Bugüne kadar Mete Han’dan sonra kimsenin değiştirmediği, değiştirilmesini düşünmediği ve teklif dahi etmediği bu kural, bizde yönerge veya talimname adı verilen bir mevzuatın içindedir. Yönerge ve talimnameler, sivillerin diliyle genelge mahiyetindedir. Yani hukuki manada bağlayıcılılıkta en sonda yer alan bir emirdir. Ama TSK’da şöyle bir realite de var. TSK personelinin gözünde yönergeler, yani komutan emirleri, kanundan veya yönetmelikten daha önceliklidir. Konunun uzmanı olmayan, yani mevzuata çok hakim olmayan bir asker, kanun veya yönetmeliğe bakmaz. Bir konuda tereddüde düşünce, başvuracağı ilk adres yönergelerdir. Yönergelerde ne yazıyorsa, yani komutanları ne emretmişse öyle yapar.”

NE ZAMAN, NEDEN VE KİM TARAFINDAN DEĞİŞTİRİLDİ?

Avıalan, bu açıklamaların ardından da şu inanılmaz iddiaları gündeme getirdi:

“Bu ön bilgiden sonra asıl meseleyi anlatayım. 2011 sonundaki Uludere olayı diye bilinen olaydan birkaç ay sonra o dönem Genelkurmay 2. Başkanı olan Hulusi Akar beni yanına çağırdı ve ‘Her olaydan komutanların sorumlu tutulması konusunu bir inceleyin bakalım, böyle şey olur mu?’ şeklide bir emir verdi. Zira o tarihlerde medyada, Uludere’yle ilgili 2. Başkan olarak sorumlunun kendisi olduğuna yönelik iddialar ve suçlamalar yoğunluktaydı. Tesadüftür ki, o sırada Genelkurmay İstihbarat Başkanı da Yaşar Güler’di. Akar’ı tanıyanlar bilir, bir konuyla ilgili kafasında çözüm adına karar verdiği şeyi baştan söylemez, ilgilileri çalıştırır. Gel-git, git-gel, en son onlara söyletir. Dolayısıyla bir konu hakkındaki söylediği ilk şey, onu iyi tanıyanlar açısından, ‘Bu konuyu kastettiğim şekilde yapın’anlamında ön emirdir, talimattır. Ben emri aldıktan sonra ayrıntılı bir karargâh etüdü hazırladım. Anayasa hükümlerinden başlayarak, bu işin, yani amir sorumluluğunun ve amirin görevi ihmal konusunun bir kanun meselesi olduğunu ve ortadan kaldırmak veya hafifletebilmek için Türk Ceza Kanunu dahil birçok kanunda değişiklik yapılması gerekeceğini ve bunun da bu aşamada uygun olmayacağını ifade eden bir çalışma idi. Tabii çalışmanın içerisinde biraz önce anlattığım, ‘Komutan, birliğinin yaptığı ve yapamadığı her şeyden sorumludur’ kuralını içeren muhtıra ve yönergeler de vardı. Sonra biz bu çalışmayı görüşlerini bildirsinler diye tüm Kuvvet Komutanlıklarına gönderdik. Onlar da görüşlerini bildirdiler. Belirttiğim bu konular ve bu çalışma ile ilgili tüm resmi evrak, ıslak imzalı olarak Genelkurmay Yönetim Şube Müdürlüğünün bilgisayar ve fiziki arşivinde bulunmaktadır. Çalışma 6-7 ay sonra sonuçlandı. Hatta sonuna ben yetişemedim, benden sonraki proje subayı tamamlamış. Nasıl sonuçlandı, söyleyeyim; Askerlerin, kanun gibi kabul ettiği ve amel ettiği muhtıra ve yönergelerde bulunan, bugüne kadar değiştirilmesi dahi gündeme gelmemiş, TSK’nın en temel örfî kurallarından birisi olan ‘Komutan, birliğinin yaptığı ve yapamadığı her şeyden sorumludur’ ibaresi ilgili yönergelerden iptal edilerek çıkarıldı. Yıl 2012. Tabii bu temel kuralın iptali, aslında alt seviye komutanların değil, üst seviyedeki komutanların işine geldi. Bu değişikliğe göre artık kendini sorumlu görmeyen amir, hesabı alt seviyelerdeki komutanlardan, onlar da alttakilerden sormaya başladı. Sonuçta fatura, arkasında durulmayan en alttaki komutana kalmaya başladı. Yani TSK’daki yerleşik ‘sorumluluğu sahiplenmek’ anlayışından, şu sıralar artık filizler vermeye başladığını gözlemlediğim, ‘altta kalanın canı çıksın‘ anlayışına doğru evrimin ilk resmi adımı atılmış oldu. Bana göre, yerleştirilmeye çalışılan bu yeni zihniyetin sahadaki ilk ciddi uygulaması da 15 Temmuz 2016’da yapıldı. Bu tarihten sonra gelen veriler istenildiği gibi olunca, yani ne toplumsal, ne de devlet ricali olarak, üst seviye hiçbir komutanın etik olarak bile sorumluluğu yoluna gidilmeyince, bundan sonra da aynı kuralın devamına karar verildi. An itibarıyla, eski komutan sorumluluğu anlayışına göre, istifa gerektiren hususlar veya Japon Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları için harakiri yaptıracak hususlar ya da bir yazarın tabiriyle, ‘Utancından istifaya vakit bulamadan, kalp sektesinden öldürecek meseleler’, maalesef bizde tam aksi yönde terfi veya kritik atamalar ile mükafatlandırılır hale gelmiştir.”

Avıalan, konuyla ilgili sözlerini meydan okur mahiyetteki şu ifadelerle tamamladı:

“Buraya kadar anlattıklarımdan birisi dahi yalansa, Hulusi Akar’ın avukatı buradadır, eğer o yoksa arkadaki not olan ekip ona iletsin ve bana dava açsınlar. Ama şimdiden söyleyeyim benim 500 bin liram falan yok, fazla para istemesin.”
11 Şubat 2019 16:30
DİĞER HABERLER