'Turgut Özal ve Türk okulları'

''Özal’ın vefatından önceki son yolculuğu Türk okulları içindi. Soğuk Savaş’ın bitmesi ile başlayan yeni süreci, Türkiye’nin önüne yüz yılda bir gelecek fırsat olarak görüyordu. ''
Ali Emir Pakkan / samanyoluhaber.com

Rahmetli Turgut Özal’ı vefatının 25. yıldönümünde rahmetle anıyoruz. Bu vesile ile onun son yolculuğunda, Arnavutluk Mehmet Akif Ersoy okulunda yaşadığı bir hadiseyi anlatmak istiyorum. 

17 Nisan 1993... Türkiye’nin kalbi durdu. Cumhurbaşkanı Turgut Özal kaldırıldığı hastanede vefat etmişti. Sivil, demokrat ve dindar Cumhurbaşkanı yüz binlerce insanın omuzlarından ebediyete uğurlandı.

O gün Zaman’ın Yeni Bosna’daki merkezindeydim. Ankara'dan cenaze geliyordu. Hiç unutmuyorum. Havaalanına vatandaşlar akın etmişti. Cenaze töreni için Fatih camiine zor ulaştık... Yol boyu korteje eşlik etti gözü yaşlı insanlar...

Özal’ın vefatından önceki son yolculuğu Türk okulları içindi. Soğuk Savaş’ın bitmesi ile başlayan yeni süreci, Türkiye’nin önüne yüz yılda bir gelecek fırsat olarak görüyordu. Balkanlar’dan Çin Seddi’ne kadar Türkçe konuşulacağını söylüyordu. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin teşviki ile 1990’ların başından itibaren açılan Türk okullarını işte bu yüzden çok önemsiyordu.

Ama o yıllarda da devlet bürokrasisi okullara birtakım engeller çıkarılıyordu. Ankara’dan bazı olumsuz raporlar ülke yöneticilerine ulaştırılıyor, okulların önü kesilmek isteniyordu. Özal, ise bu engellerin aşılmasına çalıştı.

Cumhurbaşkanı, 22 Şubat’ta önce Balkanlar, ardından Orta Asya’ya gitti. Her ülkede temel atma törenlerine katıldı. Okul açılışları yaptı. Bazı okulların temeline kendi elleriyle harç koydu. 

Balkan gezisinde ilk ziyaret Bulgaristan, ikinci durak Makedonya’ydı. Sonra Arnavutluk’a geçildi.  

3-4 günlük Balkan gezisinde en büyük arzu, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Tiran’da yeni açılan Mehmet Akif Ersoy Koleji’ni ziyaret etmesiydi. Dışişleri devreye girmiş ve programı değiştirmişti! Türk okulu ziyareti güvenlik gerekçesiyle iptal edilmişti! 

Türk okulu yöneticileri, Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü Musa Öztürk ile görüştüler. Gece saat 10’da Özal, suit dairede, lacivert renkli, beyaz çizgili pijamaları ile koltuğa oturmuş vaziyette misafirlerini kabul etti. Okul yetkilileri, heyecanla hizmetleri anlattı ve ‘Sayın Cumhurbaşkanımız sizi mutlaka bekliyoruz” dediler. Özal, onları kırmadı. “Siz merak etmeyin, ben cumaya da gideceğim, okula da geleceğim.” dedi. 

Ertesi gün, Dışişleri Bakamlığı mensupları ve büyükelçinin itirazına rağmen okul ziyaretini programına aldı. Öğrenciler, öğretmenler, veliler bahçede bekliyordu. Okul, gece gündüz çalışmalarla birkaç ay önce ancak açılabilmişti. 

Özal ve beraberindeki yetkililer bahçeye gelince öğrenciler, Türk ve Arnavut millî marşlarını okudular. Herkes duygulandı. 4 katlı okulun ön yüzünde Cumhurbaşkanı Özal’ın büyük resmi, her iki yanında ise Türk ve Arnavut bayrakları asılıydı. Özal, okulu ve sınıfları dolaştı, 3. katta yemekhaneye yöneldi. 

Aşçı önlüğü giymiş başörtülü bir bayan, “Cumhurbaşkanım hoş geldiniz!” deyince Özal şaşırdı. “Siz kimsiniz? Türkçeyi çok iyi konuşuyorsunuz.” dedi. Bayan, “Ben okul müdürü Mehmet Bey’in eşiyim.” diye cevap verince Özal bu sefer daha çok şaşırdı: “Peki, mutfakta ne yapıyorsun?” Bayan, “Efendim, yurt kısmı bu ay açıldı. Aşçı bulamayınca bu çocuklara ben yemek yapıyorum.” cevabını verdi. 

Özal, duygulanmıştı, yanındakilere dönerek “Bakın işte fedakârlık bu! İşte bu bizim esas hasletimiz.” dedi. Bu fedakârlığı oradaki Arnavut yetkililere tercüme etmelerini söyledi, onlar da hayret ettiler. 

Herkes kendi hikayesini yazar. 

Bugünkü idareciler de kendi hikayelerini yazıyor. 

Onların hikayelerinde Türkiye'nin önüne yüzyılda bir çıkan fırsatı değerlendiren, Türk okullarını kapatmaya çalışmak ve fedakar öğretmenlerini alıkoyup Türkiye’ye getirmek var! 

Sekizinci Cumhurbaşkanımız Turgut Özal, yarınlarda da rahmetle anılacak.  

Ya bugünküler?

16 Nisan 2018 09:42
DİĞER HABERLER